SALGIN
Cenab-ı Hakk buyuruyor ki;
Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliklerdir, bunlardan sakının ki kurtuluşa eresiniz. (Maide Suresi-90. Ayet-i Celile)
Latin harfleriyle telaffuz ses karşılığı "hamr" olarak yazılabilen Kur'an-ı Kerim tercümelerinde ekseriyetle içki lafzı ile belirtilen, arz edilen ayet-i kerimede de yer alan bu kelimenin ihtiva ettiği mana çok şümullü olup kıyamete kadar vuku bulacak akıl melekesini zarara ve zevale uğratan, kişinin beden ve ruh dengesini kısmen veya tamamen geçici veya kalıcı nispette bozan her türlü sıvı, katı veya gaz yapısıyla insana intikal eden her şey bu 'hamr' kelimesinin muhtevası dahilindedir. Rakı, şarap, şampanya, bira, eroin, esrar, morfin, kokain, ekstazi ve bonzai, ve benzerleri hepsi temel itibarıyla sakınılması emredilen "hamr" olmaktadır.
Hadisi şerifte "Hamr (içki) bütün kötülüklerin anasıdır" diye buyrulmaktadır.
(Nesai)
Yani insanlar arz ve izah edilen illetten ibaret ilgili maddelere müptela olmalarıyla her çeşit kötülükleri işleyici duruma gelmektedirler.
Başka bir Hadis-i şerifte;
"Çoğu müskir olan şeyin azı da haramdır" diye buyrulmaktadır.
(Ebu Davut)
Müskir, 'hamr'ın insanda oluşturduğu tesir ile akıl melekesini geçici de olsa kaybetmesi ile kişinin kendisini kontrol edemez halidir. Kimilerinin arz ve izah edilen bu maddeleri kontrollü olarak kullanabildikleri iddialarının isabetli ve doğru olmadığı bu hadisi şerifle ortaya çıkmaktadır.
Nasıl ki idrarın en az olanı fazla miktarda olanı gibi nispeti değişse de zarar verici olduğu alenidir ki damlaya damlaya bataklık teşekkül eder. Bazı misaller kimilerinin inkâr ve inadını arttırır kimilerinin ise imanına kuvvet verir.
Maide Suresi-90. Ayet-i Celile'de sakınılması emir olunanların şeytan işi pislikler olduğu buyurulmaktadır. Bu iğrenç maddelerin tesirine girenlerin Sure-i Nisa'da namaza bile yaklaşmaları yasaklanmıştır. Öyle ki bahse konu maddelerin tesiri altındayken namaza yaklaşmaları men ediliyor olması, bu bedbaht halleri üzere Kur'an-ı Azimüşşanı ellerine almaları, mescitlere girmeleri de caiz olmayacaktır. Yani geçici de olsa bu yasak başkaca diğer günahlar için zikredilmemiştir.
Hadisi şerifte 'Hepiniz çobansınız, hepiniz sürünüzden mesulsünüz' diye buyurulmaktadır. (Buhari)
Devletin başındakiler halkın öncelikli olarak zarara ve zevale uğramaması için tedbir alırlar. Ceza hukuku bunun temelini oluşturur. Tarlasını eken çiftçi hasat mevsimi mahzun olmamak için ekine zarar verici haşeratı bunlar da can taşıyor demeden toptan ilaç ve benzeri yöntemlerle itlaf eder. Bunu da hiç kimse kınamaz. Filipinler ülkesinde asrın vebası olan bu salgın öylesine önlenemez boyutlara çıkmıştır ki uyuşturucu kullananlar ava çıkılarak bunlar bulundukları yerde bizzat devlet görevlileri tarafından öldürülmektedir (http://www.habervitrini.com/galeri/filipinlerde-uyusturucu-kullananlar-olduruluyor-855453?sayfa=4).
Son bazı istatistiki verilere göre ülkemizde uyuşturucu madde kullananların sayısı 500 bin civarına ulaşmıştır ki kullanıcı grupları arasına ilkokul çağındakilerin de dâhil olduğu belirtilmektedir. Kimi ülkelerde kontrollü uyuşturucu satış ve kullanımı vaki olup, bazı parklar da uyuşturucu kullanıcılarına güya diğerlerini korumak maksadıyla tahsis bile edilmiştir. İşte bu toplumlar içten çürüyerek çökmüş durumdadırlar. Anayasa değişikliğiyle ölüm cezası getirilirken mutlak suretle her çeşit uyuşturucuyu imal edenler, taşıyanlar ve satanlar da bu ceza kapsamına dâhil edilmelidir. Bu salgının başka türlü önü kesilemez. Tabii ki konu ölüm cezası kapsamına tecavüzcüler de dâhil edilmelidir. Bu hususun lüzumu ve zarureti izaha yer bırakmayacak kadar herkesin malumudur.
11.04.2017